20 Kasım 2011 Pazar

Tebrik:Pofişim Evlendi!





Pofişimiz dün, yani 19 Kasım 2011 tarihinde dünya evine girdi.

Yıllardan beri bekledi...
Bahriyeli edip yollarını gözledi...
bize bile gün saydırttı:)
Aralarındaki onca mesafeye rağmen pesetmedi.

Pofişim enerji dolu,mutlu,kendisini çok iyi tanıyan ve ifade edebilen sağlıklı,güçlü bir karakter.Sağlıklı karakterler sağlıklı ilişkileri de beraberinde getirir diye düşünüyorum.Dilerim mutluluğunuz sonsuz olsun...

                               


Ama olmayabilir.Yani her konuda anlaşamayabilirsiniz,birbirinizin başının etini yiyebilirsiniz:)dilerim hiç olmasın ama çevrenizdekilerin tavırlarından dahi rahatsız olabilir,her durumda hıncınızı birbirinizden çıkarabilirsiniz.Birbirinizin canını çok yakabilirsiniz.

Ama gene ancak birbirinize kendiniz şifa olacaksınız.
Gene de ancak siz herhangi bir durumda birbirinizin aklına ilk geleni olacaksınız.
Sevgi en çok emek demek,bir de merhamet,şefkat...
Sonsuza kadar birbirinize emek vermekten vazgeçmeyeceğiniz kadar inanın birbirinize....

Rabbim mübarek etsin,birlikte geçireceğiniz seneler uzun,sağlıklı ve huzurlu olsun,birlikte çok gülün ve çok ortak hareket edin,sonra bissürü çocuğunuz olsun:)

İki cihanda da saadeti yaşayın inşallah...

13 Kasım 2011 Pazar

Kocaman Şalları Nasıl Bağlayabiliriz?






aynen böyle!

Malum kocaman şallar takınız mevsimi geldi;)Ben pashmina kullanmayı çok seviyorum,bence herşeyi tamamladıkları için çok pratikler.Havaların da soğumasıyla benim şallarım meydane çıkmaya,hepsi de birbirinden merdane olmaya başladı,ki bu nükte çok yersiz oldu.Buradan şalların nasıl bağlandığını öğrenebiliriz, benim çok işime yaradı ama arada bir de kızın sevimliliğine bakar mısınız,ay canım benim :D

ps:ben de böyle bir video yapsam;

1.internete yükleyemem
2.gülmekten bağlayamam
3.bence dağılabiliriz

12 Kasım 2011 Cumartesi

Japon Halkıyla Dayanışma Maili







SEVGİLİ KARDEŞİM MİYAZAKİ, 

Sizler, ülkenizi ve sevdiklerinizi bırakarak Van’a geldiniz. Aynı dinden olmamanıza rağmen kurban kesip bunu ihtiyaç sahiplerine dağıttınız.

Bizler, sizler gibi depremle yaşamayı hala öğrenemedik. Bu nedenle çok şiddetli olmayan bir depremde size ölümün kucağına bıraktık. Sizin gibi bir çok insanımızı da enkazların altına bıraktık.

Bizi affedin, biz sizing için ağlıyoruz. Anlamı olur mu bilmiyoruz ama isminizi yaşatacağız.

Sizin şahsınızda bütün Japon halkına teşekkür ediyoruz, acımızı paylaştığınız, bize vicdanların arasına kıtaların giremeyeceğini gösterdiğiniz için
Aileniz ailemiz, sevdikleriniz sevdiklerimiz,vicdanınız vicdanımız, ölümünüz ölümümüzdür.

Sizin için dua ediyor, şükranlarımızı sunuyoruz…
                                                                                                
宮崎さんへ
あなたは、先月トルコ東部ワン周辺で起きた地震の救助活動のために、祖国とご家族を残して私達の被災地へと来てくださいました。トルコでのイスラーム教の犠牲祭では、異宗教にも関わらず、犠牲の肉などを困窮者にと施してくださいました。
我々はまだ地震と共に暮らすことに慣れていません。そのため、小規模の地震でも被害が非常に大きくなってしまうのです。
とても残念なことに、今回の地震で私達が失ってしまった尊い存在は宮崎さん、あなたでした。同じ地震で、新たに多くの被害者の方たちも出ました。
宮崎さん、どうか許してください。トルコの国民は皆、今、あなたのために心から涙を流しています。これからも私達は宮崎さんのことを忘れることはないでしょう。そのお名前を心に刻んで生きていきます。
日本のみなさん、いつも私達の苦しみを分かち合い、力になってくださり、本当に心から感謝しています。宮崎さんとNPO法人の方々には、本当に感謝の念にたえません。宮崎さんのご家族は私達の家族、ご友人は私達の友人、皆さんのお苦しみは私達の苦しみであり、ご損失は私達の損失です。トルコ国民一同、宮崎さんに心から追悼の意を表します。


          DAYANIŞMA ADINA MESAJI  GÖNDEREBİLECEĞİNİZ YERLER

 Japonya Büyükelçiliği :
Reşit Galip Caddesi, No:81, G.O.P, 06692 Çankaya, Ankara - Türkiye
Tel: +90-(0)-312-446 05 00 - Faks: +90-(0)-312-437 18 12  EMAİL: ryoji@jpn-emb.org.tr

Japon Konsolosluğu İstanbul: 
Tekfen Tower 10th, Buyukdere Cad. No.209 34394 4.Levent ISTANBUL TURKEY
Tel: +90 (0) 212 317 4600  Fax: +90 (0) 212 317 4604 E-MAİL: cgsecretary@jpcons-ist.com
www.istanbul.tr.emb-japan.go.jp

JAPON DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI Facebook adresi: Ministry of Foreign Affairs of Japan
JAPON DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI TWİTTER HESABI: @MofaJapan_en
JAPONYA BÜYÜKELÇİLİĞİ Facebook adresi: JAPONYA BÜYÜKELÇİLİĞİ 在トルコ日本国大使館
ÇALIŞTIĞI ŞİRKETİN MAİLİ:aarj@aarjapan.gr.jp

8 Kasım 2011 Salı

Ne zaman Bileceksin?





"Ha bire öğreniyorsun ne zaman bileceksin?Düşünebildiğin zaman bilmeyi de bileceksin."

Ahmet Selim

Yaşıyoruz,adı pratik yaşamak.Ne kadar hızımız varsa o kadar marifetli anılır olmuş adımız,sadece başkalarının değil kendi nazarımızda da öyleyiz.Desteksiz yaşıyoruz,biz biliyor,biz çalıyor,biz oynuyoruz...

Desteksiz yaşamayı marifet sayıyoruz."Ama biz ayaklarımızın üstünde durabiliyoruz"...Hem dik de duruyoruz,kimseye muhtaç olmuyoruz...Hep öğreniyoruz,öğrendiğimizi saniyoruz,ama uygulamadığımız için,tecrübe etmediğimiz için bilmiyoruz.Bilmek demek taşın altına elini sokmak demek.Bu zamanda çok büyük iş bilmek,çünkü yüzünden yüzünden okuyup öğrenir olmuşuz.Uygulamıyor bilemiyoruz,bilmeden yol gösteriyor,öğrendiklerimizi baştacı ettiriyoruz...

Sizi bilmem ama benim durum 3 eksik 5 fazla bu tarz...

İmam-ı Rabbani Hazretlerine bir çocuk getirmişler vaktin birinde,bizim evlat demişler hergün bal yiyor,diş kalmadı ağzında dökülüyor,bize bir yol gösterin demişler,Alim zat buyurmuş: Tamam demiş şimdi gidin 40 gün sonra gelin...

40 gün sonraki görüşmelerinde İmam-ı Rabbani Hazretleri buyurmuş ki:bal yemeyi bırak oğlum.E demişler neden 40 gün önce söylemedin bize?

Dunyanın en güzel cevabını vermiş:

Ben de hergün bal yiyordum, 40 gün yemedim bıraktım,demek ki birakilabiliyormuş öğrendim,şimdi çocuğa bırak diyebilirim...

Bundan başka konuşmak edep dışıdır diyip sizi İmamı Rabbani Hazretlerini konuşturana emanet ediyor,hayırlı bayramlar diliyorum...

- Posted using BlogPress from my iPhone

31 Ekim 2011 Pazartesi

That is Okay!





Kabullenmek herşeyin başı, kabullenmeden hiçbirşeyi değiştiremezsin...Peki diyince kavga çıkmazmış hesabı,  insan kendiyle ilgili herşeyi,hatalarını ancak kabullenerek düzeltmeye başlayabiliyor...

and that is okay...

not great
not amazing
not horrible
just okay;)

10 Ekim 2011 Pazartesi

1 Sene Önce Bugündü...





Bu resmi çekildiğimde...
Ertesi gün işe başlayacaktım,başlasam bir türlü,başlamasam bir türlüydü...
Zeynep Sultanı bırakıp da başlayacaktım,çok zorlanarak,aklımdan çok şeyi geçirerek...
Başladım da!
Camdan dışarı bakıp akşama kadar ağlamaktı ilk iki hafta işim
Sonra alışıyor mu ki insan bilmiyorum...
Birşey oluyor da adı alışmak değil sanki...
Uzaklaşmak...Eskisi gibi bir anne olamamak...
Ve bunu bilmenin arada yaptığı deli vicdan...
Anladım ki birşey nasıl başlarsa öyle gidiyor,
Ameller niyetlere göre şekillenir hesabı,
Ne niyetle yola çıkıyorsan o akıbetle de yaşıyormuşsun demek ki...





Çok şey öğrendim ben,
Sıkıldım ama öğrendim...
Zaten öğrenirken çok sevemiyor insan yaşadığını...
Bilmek kolay değil...
Soruyolar bana,nasıl biliyosun bu kadar diye
Sanki herşeyin zorunu yaşamak bize kalmış,
Bilmek kolay mı?

Hoş bişey bildiğimiz de yok ya,öyle...

ps: kuzum bunu okuduğunda sakın geçirme ki içinden acaba ben diğer çocuklar gibi yeterince anne sevgisiyle büyüyemedim mi?Belki her kirlettiğinde altını alan,kaşığı zorla da olsa ağzına sokan olmaya yetemedim ama,yaptığımdan emin olduğum birşey var ki;sen gerçekten güzel bir sevgiyle sevildin...Onu sana ziyadesiyle hissettirdim,sen onun güvenini aldın inşallah...Bu yüzden belki de seni aslında kimseye bırakmadım,ben istiyorum herşey mükemmel olsun,yaptığım vicdan hesabı da onun hesabı,neyse boşver bunları,zamanla anlayacaksın zaten inşallah...

Çok sevildin Duru,hiçbirşeyin eksikliğini hissetme benim güzel kızım...

9 Ekim 2011 Pazar

Biz Daha Ölmedik;)





Sen de bizi hemen öldürdün be bülbül efendi,dur bakalım...


ps: Güzel reklam di mi? 
Hani yaşlı amca öğrencilerin karşısına çıkıyor ya,eli ceketinin düşmesine gidiyor,sonra şapkasını çıkarıyor,ne şık di mi?Hem de o yaşta...
Reklam bile olsa çok hoş,ki bence ondan değil,bakın amcanın gözlerine orda gerçekten önemsediği birşeyi yapıyor...
Pretty bunu çok beğendi;)

28 Eylül 2011 Çarşamba

Bence Dedem...





Ölünce çok heycanlanmıştır.
Çünkü O öyledir.Güzel dedem heycanlıdır.
Öyleydi...

En sevgiliye dahi gideceğini bilse insan,ki bilemez ne olacağını...
Ölmekten korkulmaz mı?
Korkar...
O da korkmuştur...

Delik deşik yapmışlar dedemi.
Araştırma hastanesinde öyle olurmuş meğer.
Çok üzüldüm...

İnna lillahi ve inna ileyhi Raciun

Artık benim dedem yok.
Çocukların dedesi olur ya hep,artık çocuk da değilim demek ki...
Rahmetli Hacı babam,babamın babası,bundan 14 sene önce vefat etmişti.
Dede dedirtmezdi kendine,
Bizim aileden ilk defa birisi ölmüştü.
Ben onun elinde büyümüştüm.
Nedense dedemin ölümünde hep Hacıbabamı düşündüm,
Dedem Rahmetli Hacıbabamın halasının oğlu
Sanki dedem rahmetli değilmiş gibi...
Rabbim ikisinin de mekanını cennet eylesin inşallah.
Peygamber Efendimizin sancağı altında hep birlikte olalım inşallah.

Benim hem çok sert kaya gibi,çok güçlü
hem de çok hassas bir annem vardır.
O annem istedi hiç duyulmasın sesi ağlarken,
annesi de yoktu,babası da artık
o ağlamasın da kim ağlasındı...

Ben işyerinde duydum dedemin vefatını,babamı aradım,anneni doktora götürüp yemeğini yediricem ondan sonra söylüycem dedi,annem üzgünse yiyemez de ondan,günlerce yiyemeyecek biliyor o da...Sonra ben annemin yanına gittim,Zeynep Duru'suyla oynuyordu,yüzü gülüyordu,ben de gülümsedim,sarıldım anneme,sanıyordu ki babası sağ...


Ölmek çok garip birşey.
Birisinin ölmesi çok garip birşey.
Hani çok yaşlı da olsa,hasta da olsa,
Er ya da geç ama yakın zamanda öleceğini bilsen de,
O haberi aldığında,
inanamıyorsun gene de öldüğüne...
En kötüsü,"üç günlük dünya" dediklerinden...
öyle...

bu yazıyı okuduysanız eğer Ali Rıza dedemin ruhuna bir fatiha gönderir misiniz?
O'nun için dua eder misiniz ki mekanı cennet olsun?

Allah razı olsun...



20 Eylül 2011 Salı

Bebişlere Ciciler





Bütün ebeveynler bebekleriyle konuşurken seslerini bi aptal yapar ya,bu onun için;)
Tamamen üzerime alınıyorum.





hehe,evet bir yatırım aracı olarak değerlendirildiğinde "çocuk":)
wallahi öyle bir niyetim yok,
yaşlandığımda paşa paşa huzur evine gidebilecek kıvamdayım,
ben onu büyüttüm diye kimse bana bakmak zorunda diil...
bu ancak istek dahilinde olabilecek birşey değil mi?
biz birlikte güzel yaşayalım,yeter o bana...
ama büyük evin bereketidir,
hatırlatmakda faide görüyorum:)
tabii büyüklüğünü bilen büyük;)
daha da uzatabilirim emin olun...





9 ay içerdeymiş bu arkadaş da,o yüzden bu kadar tehlikeli oluyolar demek ki
Çok yakın bir benzerinden Zeynep Duru Sultan'da da vardı.
Üzerinde kırmızı harflerle DANGER yazıyordu:)
Oy benim hapishane kaçkınım!






Bu kesinlikle benim için geliyor,geçenlerde Ahmet, Duru kuşunu yediriyor
ben de uzaktan bakıyorum kedi ciğere bakar gibi,
hani bende yedirebilsem keşke diye
Sonra durdum,dedim sen bir büyü bakalım,kocaya gidene kadar yediricem seni elimle,
koca kız da olsan milletin içinde basıcam kaşıkları ağzına!
hem söylenicem,bana çektirdiklerini anlatıcam,
her cümlenin sonunda da bir kaşık daha basıcam ağzına o_O
Sonra bir daha düşündüm,e dedim kocaya da gitmeyeceğine göreee:)
vermiycem de kızımı ondan,
çözüm olarak onun boyutlarında bir kavanoz yaptırıp
turşusunu kurmayı kendime önce misyon sonra vizyon edindiğimi belirtmek istiyorum
isterseniz şuracıkta hazırolda durup andımızı da okuyabilirim:D 






bu garibanım da okul için fazla "cool" muş,yazık ona:).
direk üniversiteden başlasın kendisi.

Bu dalgacı şirinlerin hepsi bugün, markafoni'de
Biraz tuzlu da olsalar,siz gene de bir modellere bakın derim;)


16 Eylül 2011 Cuma

Şenol Güneş Meselesi...




Dün televizyonda bir ara Şenol Güneş'i gördüm,böyle birkaç saniye.Sonra bir iki twit atmaya başladım onunla ilgili düşüncelerimi,amaan ne çok düşüncem varmış onunla ilgili diye de düşünmedim diil,o kaddar çok yazmışım yani:))klasik pretty işte,bir başlayınca konuyla ilgili tüm düşüncelerini yazacak.Sonra baktım yazdıklarıma,bunlardan dedim blog postu bile olur,hem dedim ben niye twittera yazdıklarımı bloğa da koymuyorum da,sırf elin sosyal ortamını değerlendiriyorum:)Değerli olan ben oluyorum yalnız burda tikatınızı çekerim ehi:)yok,yok,öyle değil...

İşte bundan sonra twittera yazdıklarımı bloğa postlamaya karar verdim,ve bunu da elzem bir ilahi farkındalık gibi idrak ettim.Yapacak bişey yok!Neyse hadi başlıyım ben artık...

Şenol Güneş'i sadece karizmatik olmadığı için Milli Takımlar Teknik Direktörlüğü'nden alaşağı eden bir milletiz biz...İkitelli medyası idiyse bunun tek sebeplisi,önünü açanı...buna bir şekilde o izni veren de biziz,işte ben bu ülkede buna dayanamıyordum.Medyanın tek taraflı bu denli etkili olabilmesine yani....

Şenol Güneş için söylenecek tek söz;"Adam gibi adam"...Ki adam dünya kupasında Türkiye'yi hiç görmediği finallerde oynattı,biz de bunu yaptık!Dünkü İnter galibiyetinin ve bu sene Trabzon'un kazanacağı tüm diğer başarıların 1. dereceden sağlayıcısı yine Şenol Güneş olacaktır...Ve kişisel fikrim:Şenol Güneş bu ülkenin tartışmasız en iyi teknik direktörüdür.Sadece işini iyi yapmıyor,bence karakteriyle kişiliğiyle de sağlam bir örnek.Zaten öyle değil midir?Kişilik sağlamsa yapılan işler de sağlam olmaz mı?Ama ben neye akıl sır erdiremiyorum biliyor musunuz...Biz bu adama karizmatik diilsin dedik,diyenlerin önünü kesemedik,biz de demiş olduk o yüzden,ve bu yüzden adam kafasına jöle fln sürmeye başlamıştı.Bu nasıl rezil bir durumdur?Onun için değil,bizim için...Bunu insana kim söyler?Karısı,sevdiği fln söyler,adam da onun gönlü olsun diye yapar yani...E bu ne? 

 "Millet olarak artık jöle sürmeni istiyoruz?"

Şaka desen şaka değil,gerçek desen nası yani...




Onun o jöleyi sürmesi onun büyüklüğüdür,işine duyduğu sevgi olabilir,çünkü saygı yaptırmaz bunu adama.O eleştirleri yapanlarınsa ancak küçüklüğüdür.

Sonraki twitlerimi de yazayım,onlarda da bir komedi filmi kıvamındayım:

ps: Ay ben de böyle bi yazmaya başlayınca niye hızımı alamıyorum:))Aklıma geliyo adama ne kadar haksızlık yapıldığı,ondan:))

ps1:Yazmazsam söylemezsem varya ölürüm:)))walla ölürüm:))

ps2:Adam bir de çok naif,Anadolu insanı...Ar nedir, edep nedir biliyor da sesini çıkarmıyor ya,ondan:( Pretty bu andan itibaren ciddileşir tekrar,aklına bloğunda yoruma açık bırakmadığı,kimsenin üzerinde tek bir kelam etmesine dahi izin vermediği tek yazısının sahibi, kendi kahramanı gelir...

ps3:Bence de böyle olmalı...Kendi hakkını o almamalı,hakkı ona teslim edilmeli,teslim edilmiyorsa da bırakmalı,hakkı vermeyende kalmalı o hak...

ps4:Biz de yazmalıyız işte böyle,onun söylemediğini biz söylemeliyiz...Böylelikle O'nun hakkı bizden sorulmamalı;)

demişim...bence iyi de demişim;)


Son edit: Karizma bence de önemli birşeydir,ama karizma sadece saç jölesiyle ilgili birşey değildir.Karizma en çok insanın güçlü karakterinin dışavurumu olmalıdır,yoksa sadece şekilden ibaret olan bir görsellik iki güne kalmadan bayar,kendini her türlü hissettirir.İşte diyeceğim odur ki Şenol Hocada o karizma zaten vardı.İşinin hakkını her türlü veriyordu,hem ahlakıyla,hem ağırlığıyla o duruşun da zaten sahibiydi.Bunu irdeleyecektiysek eğer işin bu tarafından bakmalıydık...Varsın Lacoste giymeyeydi,saçına jöle sürmemeyeydi,onların hepsi sonradan sağlanabilecek birşeydi,ama duruşu yoksa bir insanın,işte o hiçbir şekilde sonradan sağlanabilecek birşey değildi...

Anlatabiliyor muyum?

20 Kasım 2011 Pazar

Tebrik:Pofişim Evlendi!





Pofişimiz dün, yani 19 Kasım 2011 tarihinde dünya evine girdi.

Yıllardan beri bekledi...
Bahriyeli edip yollarını gözledi...
bize bile gün saydırttı:)
Aralarındaki onca mesafeye rağmen pesetmedi.

Pofişim enerji dolu,mutlu,kendisini çok iyi tanıyan ve ifade edebilen sağlıklı,güçlü bir karakter.Sağlıklı karakterler sağlıklı ilişkileri de beraberinde getirir diye düşünüyorum.Dilerim mutluluğunuz sonsuz olsun...

                               


Ama olmayabilir.Yani her konuda anlaşamayabilirsiniz,birbirinizin başının etini yiyebilirsiniz:)dilerim hiç olmasın ama çevrenizdekilerin tavırlarından dahi rahatsız olabilir,her durumda hıncınızı birbirinizden çıkarabilirsiniz.Birbirinizin canını çok yakabilirsiniz.

Ama gene ancak birbirinize kendiniz şifa olacaksınız.
Gene de ancak siz herhangi bir durumda birbirinizin aklına ilk geleni olacaksınız.
Sevgi en çok emek demek,bir de merhamet,şefkat...
Sonsuza kadar birbirinize emek vermekten vazgeçmeyeceğiniz kadar inanın birbirinize....

Rabbim mübarek etsin,birlikte geçireceğiniz seneler uzun,sağlıklı ve huzurlu olsun,birlikte çok gülün ve çok ortak hareket edin,sonra bissürü çocuğunuz olsun:)

İki cihanda da saadeti yaşayın inşallah...

13 Kasım 2011 Pazar

Kocaman Şalları Nasıl Bağlayabiliriz?






aynen böyle!

Malum kocaman şallar takınız mevsimi geldi;)Ben pashmina kullanmayı çok seviyorum,bence herşeyi tamamladıkları için çok pratikler.Havaların da soğumasıyla benim şallarım meydane çıkmaya,hepsi de birbirinden merdane olmaya başladı,ki bu nükte çok yersiz oldu.Buradan şalların nasıl bağlandığını öğrenebiliriz, benim çok işime yaradı ama arada bir de kızın sevimliliğine bakar mısınız,ay canım benim :D

ps:ben de böyle bir video yapsam;

1.internete yükleyemem
2.gülmekten bağlayamam
3.bence dağılabiliriz

12 Kasım 2011 Cumartesi

Japon Halkıyla Dayanışma Maili







SEVGİLİ KARDEŞİM MİYAZAKİ, 

Sizler, ülkenizi ve sevdiklerinizi bırakarak Van’a geldiniz. Aynı dinden olmamanıza rağmen kurban kesip bunu ihtiyaç sahiplerine dağıttınız.

Bizler, sizler gibi depremle yaşamayı hala öğrenemedik. Bu nedenle çok şiddetli olmayan bir depremde size ölümün kucağına bıraktık. Sizin gibi bir çok insanımızı da enkazların altına bıraktık.

Bizi affedin, biz sizing için ağlıyoruz. Anlamı olur mu bilmiyoruz ama isminizi yaşatacağız.

Sizin şahsınızda bütün Japon halkına teşekkür ediyoruz, acımızı paylaştığınız, bize vicdanların arasına kıtaların giremeyeceğini gösterdiğiniz için
Aileniz ailemiz, sevdikleriniz sevdiklerimiz,vicdanınız vicdanımız, ölümünüz ölümümüzdür.

Sizin için dua ediyor, şükranlarımızı sunuyoruz…
                                                                                                
宮崎さんへ
あなたは、先月トルコ東部ワン周辺で起きた地震の救助活動のために、祖国とご家族を残して私達の被災地へと来てくださいました。トルコでのイスラーム教の犠牲祭では、異宗教にも関わらず、犠牲の肉などを困窮者にと施してくださいました。
我々はまだ地震と共に暮らすことに慣れていません。そのため、小規模の地震でも被害が非常に大きくなってしまうのです。
とても残念なことに、今回の地震で私達が失ってしまった尊い存在は宮崎さん、あなたでした。同じ地震で、新たに多くの被害者の方たちも出ました。
宮崎さん、どうか許してください。トルコの国民は皆、今、あなたのために心から涙を流しています。これからも私達は宮崎さんのことを忘れることはないでしょう。そのお名前を心に刻んで生きていきます。
日本のみなさん、いつも私達の苦しみを分かち合い、力になってくださり、本当に心から感謝しています。宮崎さんとNPO法人の方々には、本当に感謝の念にたえません。宮崎さんのご家族は私達の家族、ご友人は私達の友人、皆さんのお苦しみは私達の苦しみであり、ご損失は私達の損失です。トルコ国民一同、宮崎さんに心から追悼の意を表します。


          DAYANIŞMA ADINA MESAJI  GÖNDEREBİLECEĞİNİZ YERLER

 Japonya Büyükelçiliği :
Reşit Galip Caddesi, No:81, G.O.P, 06692 Çankaya, Ankara - Türkiye
Tel: +90-(0)-312-446 05 00 - Faks: +90-(0)-312-437 18 12  EMAİL: ryoji@jpn-emb.org.tr

Japon Konsolosluğu İstanbul: 
Tekfen Tower 10th, Buyukdere Cad. No.209 34394 4.Levent ISTANBUL TURKEY
Tel: +90 (0) 212 317 4600  Fax: +90 (0) 212 317 4604 E-MAİL: cgsecretary@jpcons-ist.com
www.istanbul.tr.emb-japan.go.jp

JAPON DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI Facebook adresi: Ministry of Foreign Affairs of Japan
JAPON DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI TWİTTER HESABI: @MofaJapan_en
JAPONYA BÜYÜKELÇİLİĞİ Facebook adresi: JAPONYA BÜYÜKELÇİLİĞİ 在トルコ日本国大使館
ÇALIŞTIĞI ŞİRKETİN MAİLİ:aarj@aarjapan.gr.jp

8 Kasım 2011 Salı

Ne zaman Bileceksin?





"Ha bire öğreniyorsun ne zaman bileceksin?Düşünebildiğin zaman bilmeyi de bileceksin."

Ahmet Selim

Yaşıyoruz,adı pratik yaşamak.Ne kadar hızımız varsa o kadar marifetli anılır olmuş adımız,sadece başkalarının değil kendi nazarımızda da öyleyiz.Desteksiz yaşıyoruz,biz biliyor,biz çalıyor,biz oynuyoruz...

Desteksiz yaşamayı marifet sayıyoruz."Ama biz ayaklarımızın üstünde durabiliyoruz"...Hem dik de duruyoruz,kimseye muhtaç olmuyoruz...Hep öğreniyoruz,öğrendiğimizi saniyoruz,ama uygulamadığımız için,tecrübe etmediğimiz için bilmiyoruz.Bilmek demek taşın altına elini sokmak demek.Bu zamanda çok büyük iş bilmek,çünkü yüzünden yüzünden okuyup öğrenir olmuşuz.Uygulamıyor bilemiyoruz,bilmeden yol gösteriyor,öğrendiklerimizi baştacı ettiriyoruz...

Sizi bilmem ama benim durum 3 eksik 5 fazla bu tarz...

İmam-ı Rabbani Hazretlerine bir çocuk getirmişler vaktin birinde,bizim evlat demişler hergün bal yiyor,diş kalmadı ağzında dökülüyor,bize bir yol gösterin demişler,Alim zat buyurmuş: Tamam demiş şimdi gidin 40 gün sonra gelin...

40 gün sonraki görüşmelerinde İmam-ı Rabbani Hazretleri buyurmuş ki:bal yemeyi bırak oğlum.E demişler neden 40 gün önce söylemedin bize?

Dunyanın en güzel cevabını vermiş:

Ben de hergün bal yiyordum, 40 gün yemedim bıraktım,demek ki birakilabiliyormuş öğrendim,şimdi çocuğa bırak diyebilirim...

Bundan başka konuşmak edep dışıdır diyip sizi İmamı Rabbani Hazretlerini konuşturana emanet ediyor,hayırlı bayramlar diliyorum...

- Posted using BlogPress from my iPhone

31 Ekim 2011 Pazartesi

That is Okay!





Kabullenmek herşeyin başı, kabullenmeden hiçbirşeyi değiştiremezsin...Peki diyince kavga çıkmazmış hesabı,  insan kendiyle ilgili herşeyi,hatalarını ancak kabullenerek düzeltmeye başlayabiliyor...

and that is okay...

not great
not amazing
not horrible
just okay;)

10 Ekim 2011 Pazartesi

1 Sene Önce Bugündü...





Bu resmi çekildiğimde...
Ertesi gün işe başlayacaktım,başlasam bir türlü,başlamasam bir türlüydü...
Zeynep Sultanı bırakıp da başlayacaktım,çok zorlanarak,aklımdan çok şeyi geçirerek...
Başladım da!
Camdan dışarı bakıp akşama kadar ağlamaktı ilk iki hafta işim
Sonra alışıyor mu ki insan bilmiyorum...
Birşey oluyor da adı alışmak değil sanki...
Uzaklaşmak...Eskisi gibi bir anne olamamak...
Ve bunu bilmenin arada yaptığı deli vicdan...
Anladım ki birşey nasıl başlarsa öyle gidiyor,
Ameller niyetlere göre şekillenir hesabı,
Ne niyetle yola çıkıyorsan o akıbetle de yaşıyormuşsun demek ki...





Çok şey öğrendim ben,
Sıkıldım ama öğrendim...
Zaten öğrenirken çok sevemiyor insan yaşadığını...
Bilmek kolay değil...
Soruyolar bana,nasıl biliyosun bu kadar diye
Sanki herşeyin zorunu yaşamak bize kalmış,
Bilmek kolay mı?

Hoş bişey bildiğimiz de yok ya,öyle...

ps: kuzum bunu okuduğunda sakın geçirme ki içinden acaba ben diğer çocuklar gibi yeterince anne sevgisiyle büyüyemedim mi?Belki her kirlettiğinde altını alan,kaşığı zorla da olsa ağzına sokan olmaya yetemedim ama,yaptığımdan emin olduğum birşey var ki;sen gerçekten güzel bir sevgiyle sevildin...Onu sana ziyadesiyle hissettirdim,sen onun güvenini aldın inşallah...Bu yüzden belki de seni aslında kimseye bırakmadım,ben istiyorum herşey mükemmel olsun,yaptığım vicdan hesabı da onun hesabı,neyse boşver bunları,zamanla anlayacaksın zaten inşallah...

Çok sevildin Duru,hiçbirşeyin eksikliğini hissetme benim güzel kızım...

9 Ekim 2011 Pazar

Biz Daha Ölmedik;)





Sen de bizi hemen öldürdün be bülbül efendi,dur bakalım...


ps: Güzel reklam di mi? 
Hani yaşlı amca öğrencilerin karşısına çıkıyor ya,eli ceketinin düşmesine gidiyor,sonra şapkasını çıkarıyor,ne şık di mi?Hem de o yaşta...
Reklam bile olsa çok hoş,ki bence ondan değil,bakın amcanın gözlerine orda gerçekten önemsediği birşeyi yapıyor...
Pretty bunu çok beğendi;)

28 Eylül 2011 Çarşamba

Bence Dedem...





Ölünce çok heycanlanmıştır.
Çünkü O öyledir.Güzel dedem heycanlıdır.
Öyleydi...

En sevgiliye dahi gideceğini bilse insan,ki bilemez ne olacağını...
Ölmekten korkulmaz mı?
Korkar...
O da korkmuştur...

Delik deşik yapmışlar dedemi.
Araştırma hastanesinde öyle olurmuş meğer.
Çok üzüldüm...

İnna lillahi ve inna ileyhi Raciun

Artık benim dedem yok.
Çocukların dedesi olur ya hep,artık çocuk da değilim demek ki...
Rahmetli Hacı babam,babamın babası,bundan 14 sene önce vefat etmişti.
Dede dedirtmezdi kendine,
Bizim aileden ilk defa birisi ölmüştü.
Ben onun elinde büyümüştüm.
Nedense dedemin ölümünde hep Hacıbabamı düşündüm,
Dedem Rahmetli Hacıbabamın halasının oğlu
Sanki dedem rahmetli değilmiş gibi...
Rabbim ikisinin de mekanını cennet eylesin inşallah.
Peygamber Efendimizin sancağı altında hep birlikte olalım inşallah.

Benim hem çok sert kaya gibi,çok güçlü
hem de çok hassas bir annem vardır.
O annem istedi hiç duyulmasın sesi ağlarken,
annesi de yoktu,babası da artık
o ağlamasın da kim ağlasındı...

Ben işyerinde duydum dedemin vefatını,babamı aradım,anneni doktora götürüp yemeğini yediricem ondan sonra söylüycem dedi,annem üzgünse yiyemez de ondan,günlerce yiyemeyecek biliyor o da...Sonra ben annemin yanına gittim,Zeynep Duru'suyla oynuyordu,yüzü gülüyordu,ben de gülümsedim,sarıldım anneme,sanıyordu ki babası sağ...


Ölmek çok garip birşey.
Birisinin ölmesi çok garip birşey.
Hani çok yaşlı da olsa,hasta da olsa,
Er ya da geç ama yakın zamanda öleceğini bilsen de,
O haberi aldığında,
inanamıyorsun gene de öldüğüne...
En kötüsü,"üç günlük dünya" dediklerinden...
öyle...

bu yazıyı okuduysanız eğer Ali Rıza dedemin ruhuna bir fatiha gönderir misiniz?
O'nun için dua eder misiniz ki mekanı cennet olsun?

Allah razı olsun...



20 Eylül 2011 Salı

Bebişlere Ciciler





Bütün ebeveynler bebekleriyle konuşurken seslerini bi aptal yapar ya,bu onun için;)
Tamamen üzerime alınıyorum.





hehe,evet bir yatırım aracı olarak değerlendirildiğinde "çocuk":)
wallahi öyle bir niyetim yok,
yaşlandığımda paşa paşa huzur evine gidebilecek kıvamdayım,
ben onu büyüttüm diye kimse bana bakmak zorunda diil...
bu ancak istek dahilinde olabilecek birşey değil mi?
biz birlikte güzel yaşayalım,yeter o bana...
ama büyük evin bereketidir,
hatırlatmakda faide görüyorum:)
tabii büyüklüğünü bilen büyük;)
daha da uzatabilirim emin olun...





9 ay içerdeymiş bu arkadaş da,o yüzden bu kadar tehlikeli oluyolar demek ki
Çok yakın bir benzerinden Zeynep Duru Sultan'da da vardı.
Üzerinde kırmızı harflerle DANGER yazıyordu:)
Oy benim hapishane kaçkınım!






Bu kesinlikle benim için geliyor,geçenlerde Ahmet, Duru kuşunu yediriyor
ben de uzaktan bakıyorum kedi ciğere bakar gibi,
hani bende yedirebilsem keşke diye
Sonra durdum,dedim sen bir büyü bakalım,kocaya gidene kadar yediricem seni elimle,
koca kız da olsan milletin içinde basıcam kaşıkları ağzına!
hem söylenicem,bana çektirdiklerini anlatıcam,
her cümlenin sonunda da bir kaşık daha basıcam ağzına o_O
Sonra bir daha düşündüm,e dedim kocaya da gitmeyeceğine göreee:)
vermiycem de kızımı ondan,
çözüm olarak onun boyutlarında bir kavanoz yaptırıp
turşusunu kurmayı kendime önce misyon sonra vizyon edindiğimi belirtmek istiyorum
isterseniz şuracıkta hazırolda durup andımızı da okuyabilirim:D 






bu garibanım da okul için fazla "cool" muş,yazık ona:).
direk üniversiteden başlasın kendisi.

Bu dalgacı şirinlerin hepsi bugün, markafoni'de
Biraz tuzlu da olsalar,siz gene de bir modellere bakın derim;)


16 Eylül 2011 Cuma

Şenol Güneş Meselesi...




Dün televizyonda bir ara Şenol Güneş'i gördüm,böyle birkaç saniye.Sonra bir iki twit atmaya başladım onunla ilgili düşüncelerimi,amaan ne çok düşüncem varmış onunla ilgili diye de düşünmedim diil,o kaddar çok yazmışım yani:))klasik pretty işte,bir başlayınca konuyla ilgili tüm düşüncelerini yazacak.Sonra baktım yazdıklarıma,bunlardan dedim blog postu bile olur,hem dedim ben niye twittera yazdıklarımı bloğa da koymuyorum da,sırf elin sosyal ortamını değerlendiriyorum:)Değerli olan ben oluyorum yalnız burda tikatınızı çekerim ehi:)yok,yok,öyle değil...

İşte bundan sonra twittera yazdıklarımı bloğa postlamaya karar verdim,ve bunu da elzem bir ilahi farkındalık gibi idrak ettim.Yapacak bişey yok!Neyse hadi başlıyım ben artık...

Şenol Güneş'i sadece karizmatik olmadığı için Milli Takımlar Teknik Direktörlüğü'nden alaşağı eden bir milletiz biz...İkitelli medyası idiyse bunun tek sebeplisi,önünü açanı...buna bir şekilde o izni veren de biziz,işte ben bu ülkede buna dayanamıyordum.Medyanın tek taraflı bu denli etkili olabilmesine yani....

Şenol Güneş için söylenecek tek söz;"Adam gibi adam"...Ki adam dünya kupasında Türkiye'yi hiç görmediği finallerde oynattı,biz de bunu yaptık!Dünkü İnter galibiyetinin ve bu sene Trabzon'un kazanacağı tüm diğer başarıların 1. dereceden sağlayıcısı yine Şenol Güneş olacaktır...Ve kişisel fikrim:Şenol Güneş bu ülkenin tartışmasız en iyi teknik direktörüdür.Sadece işini iyi yapmıyor,bence karakteriyle kişiliğiyle de sağlam bir örnek.Zaten öyle değil midir?Kişilik sağlamsa yapılan işler de sağlam olmaz mı?Ama ben neye akıl sır erdiremiyorum biliyor musunuz...Biz bu adama karizmatik diilsin dedik,diyenlerin önünü kesemedik,biz de demiş olduk o yüzden,ve bu yüzden adam kafasına jöle fln sürmeye başlamıştı.Bu nasıl rezil bir durumdur?Onun için değil,bizim için...Bunu insana kim söyler?Karısı,sevdiği fln söyler,adam da onun gönlü olsun diye yapar yani...E bu ne? 

 "Millet olarak artık jöle sürmeni istiyoruz?"

Şaka desen şaka değil,gerçek desen nası yani...




Onun o jöleyi sürmesi onun büyüklüğüdür,işine duyduğu sevgi olabilir,çünkü saygı yaptırmaz bunu adama.O eleştirleri yapanlarınsa ancak küçüklüğüdür.

Sonraki twitlerimi de yazayım,onlarda da bir komedi filmi kıvamındayım:

ps: Ay ben de böyle bi yazmaya başlayınca niye hızımı alamıyorum:))Aklıma geliyo adama ne kadar haksızlık yapıldığı,ondan:))

ps1:Yazmazsam söylemezsem varya ölürüm:)))walla ölürüm:))

ps2:Adam bir de çok naif,Anadolu insanı...Ar nedir, edep nedir biliyor da sesini çıkarmıyor ya,ondan:( Pretty bu andan itibaren ciddileşir tekrar,aklına bloğunda yoruma açık bırakmadığı,kimsenin üzerinde tek bir kelam etmesine dahi izin vermediği tek yazısının sahibi, kendi kahramanı gelir...

ps3:Bence de böyle olmalı...Kendi hakkını o almamalı,hakkı ona teslim edilmeli,teslim edilmiyorsa da bırakmalı,hakkı vermeyende kalmalı o hak...

ps4:Biz de yazmalıyız işte böyle,onun söylemediğini biz söylemeliyiz...Böylelikle O'nun hakkı bizden sorulmamalı;)

demişim...bence iyi de demişim;)


Son edit: Karizma bence de önemli birşeydir,ama karizma sadece saç jölesiyle ilgili birşey değildir.Karizma en çok insanın güçlü karakterinin dışavurumu olmalıdır,yoksa sadece şekilden ibaret olan bir görsellik iki güne kalmadan bayar,kendini her türlü hissettirir.İşte diyeceğim odur ki Şenol Hocada o karizma zaten vardı.İşinin hakkını her türlü veriyordu,hem ahlakıyla,hem ağırlığıyla o duruşun da zaten sahibiydi.Bunu irdeleyecektiysek eğer işin bu tarafından bakmalıydık...Varsın Lacoste giymeyeydi,saçına jöle sürmemeyeydi,onların hepsi sonradan sağlanabilecek birşeydi,ama duruşu yoksa bir insanın,işte o hiçbir şekilde sonradan sağlanabilecek birşey değildi...

Anlatabiliyor muyum?

 

Blog Template by YummyLolly.com - Header made with PS brushes by gvalkyrie.deviantart.com